Monday, September 7, 2009

neden böylet

bak çok ilginç bir haber. WSI Türkiye Başkanı Uçar, 'Türk insanının gramer ve yanlış yapma takıntısı var. Bu yüzden İngilizce konuşamıyor' dedi. Hay ağzını öpüyim sayın Uçar.

Bu yaz baya birşeyler oturdu kafamda. 1 sene burda neden allahım neden biz böyleyiz diye sordum. Bence Türklerin çok istisnai bi konumu var. Diğer 3. dünya ülkelerinden ayrılmaktayız. Aslında çoooook idealistiz . "İdealist"i felsefe akımı olarak kullanmıyorum bak. "Köydeki idealist öğretmen" der gibi. Ama bir taraftan da her türlü kaypaklık var. Bu kaypaklık kafadaki gerçek hayattan kopmuş idealizme verilen bi tepki olabilir, bilemiyorum. Kafaya yerleştirilmiş inanılmaz sağlam kalıplar var. Hayatı algılama ve gözlemleme konusunda büyük sorunlar yaratıyor. Esnek değiliz. Halbuki hayat hep esneklik istiyor. Bu durum türklük beyazlaştıkça artmakta.
Sevan Nişanyan'ın "Yanlış Cumhuriyeti" ini okurken bunların hepsi birer anlam buldu. Bir politik-tarih kitabı olmasına rağmen ruh dünyamı ve düşünce sistemimi alt üst etti diyebilirim. Sadece bir kitapla olacak iş değildi tabi. Kafaya yerleşen kalıplar Türkiye için kör topal çalışıyordu veya şöyle diyelim: çalışmadığını bana farkettirmeyecek kadar çalışıyordu. Sonuç olarak made in Turkey idi. Tabi Türkiye dışına çıktığım anda pörtledi. Burada geçirilen sıkıntılı koca bir sene gösterdi ki ; aslında hayat veya doğayı biraz da olsa anlamak için duyular hep açık kalmalı, o sınırılı sayıda ve katı kural-kaideleri ile anlanamayacak bir şeydir. Bunları mental doğum sancıları çekerek idrak ettim. Bunun üstüne koca bir yaz bu kitabı okuma ve yaşadıklarımı sindirme süreci geçirdim. Herkese şiddetle tavsiye ediyorum. Bana tavsiye eden de Rıfat idi, onun da kredisini burdan verelim.

Bunu saymıyorum. Bu düşüncelerimi daha da açma niyetim var. Kısmet diyelim. Yandaki freshman çocuklar, buraya taşınır taşınmaz afedersin "delinin yarrağa sarıldığı gibi" gitara sarıldılar ve o günden beri tüm gün gitar çalıyolar ve kafa sikiyorlar. Konsantrasyon filan kalmadı.

2 comments:

enola is gay said...

evet ya oytun.
biz misal lisedeyken hiç ingilizce konuşmazdık ya sora sizi bilmem ben üniversitede de konuşmadım sanırım. sonra bi yurt dışına çıkınca konuşmak zorunda kalınca konuştum ben. orda da dediler "hey gidi türkler siz ne güzel ingilizce konuşuyosunuz.". sonra ben fransa'da da fransızca konuşmadım. sonra arada sarhoş olunca konuşuyodum, a sen angut değilmişsin diyolardı. misal. sonra staja gittim bi ay yalnız ve tek türk, orda da anladım herşeyi, kafa salladım. sonra biri dedi ki "konuşmuyo ama anlıyorum diyo ilginç." dedi. orda dedim ki "anlıyorum ama konuşmuyorum, çünkü yanlış yapmaktan korkuyorum. yoksa biliyorum." falan. karizma kurtarma sırası idi ondan uzattım. "e süper konuşuyosun" demişlerdi. velhasıl zaten bunu diyen de rus'tu. ilk konuşmuyo diyen de oydu. heralde "vay anasını ben kadar konuşuyo ama bunu beğenmiyo." desin istedim. bence dedi. ben öyle inanmak istiyorum.

cik said...

Ne kadar banalsin len. Bi kitap okudum hayatim degisti diyecek kadar "shallow" oldugunu hic know etmiyordum.