Sunday, September 6, 2009

He's poor

Dün maçı izlemeye niyetlendim. Türkiye-Estonya. Tabi ki p2p streaming linki bulamadım. İğrenç justin.tv'ye de mahkum olmak istemedim, dedim mutfağa gidiyim de İsveç-Macaristan maçını izlerim. Hiç yoktan iyidir. Maçı izlerken koridor arkadaşlarımdan biri de ilgilendi maç ile. Laf lafı açtı. "Hergün Södertalje'ye gidiyorum ben" dedi. Erkek arkadaşım orda yaşıyo. "Zaten bugüne kadar beraber olduğum herkes uzakta oturuyodu".

Devam etmeden size biraz Södertalje'den bahsetmek istiyorum. Bu pek de şirin olmayan banliyömüz, yine birkaç kardeşi gibi genelde doğudan gelen göçmenciklerin toplaştıkları, suç oranlarının ve fakirliğin görece yüksek olduğu yerler. Standart bi İsveç'linin "abi oraya gidilmez", "oraya gideceğime Örebro'ya (Södertalje Pendik ise Örebro Tekirdağ öyle düşün) giderim" dediği bir yer.

Neyse dedim herhalde senin manita İsveçli değil. Orda pek İsveçli yoktur dedim. "He's poor." dedi. Sonra "He is quite poor" dedi. Ama öyle rahat ve tek nefeste, gözlerini kaydırmadan, direk, açık ve net söyledi ki. Hayretler içinde kaldım. Bizim yetişdiğimiz yerin ahlakına ters.

Dünyanın genel dönüşüne ters. Cancan'la kütüphanedeyken onun kitaplarından birini okuyodum. "Kadınların ayakkabıları bu kadar sevmesi, pahalı ve çok sayıda ayakkabı alma çılgını olmaları şeklinde çizilen stereotipik portre, aslında, ayakkabının sosyal statünün en belirleyici ve net göstergelerinden biri olması ile ilgilidir." gibi bişiy yazıyodu. Hani çok fakiri tarif etmek için ayağına giyecek çarığı yok derler ya.

1 comment:

cik said...

Len bizim memlekette de "fakirlik" soylenir ki.. Yani dogrudan fakir demeyiz. "Euphimism" yapariz. "Durumum yok" deriz falan filan. Niye sasirdinkine sen simdi.. Neyse diyecegim o ki bu ev arkadasin guzel mi? :-)