Saturday, April 25, 2009

yoga

Yediğim çok miktarda yağlı et ve et ürünleri, hareket etmeyip bilgisayar başında geçirdiğim onca zaman, aldığım çok miktarda nikotinin bana nefes darlığı,meme,göbek,göt ve ruhsal sıkıntı olarak geri döndüğünün en sonunda farkına vardım. Ve sonunda SATS isimli sağlık kulübünün yaptığı kampanyayı da fırsat bilerek bu gidişe bir dur demeye karar verdim. Bizim boktan ve ter-taşşak kokan spor salonları yüzünden soğuduğum indoor spor aktivitelerine yeniden ısınıyor gibiyim. Tesisler süper. Tasvire girmicem. Hemen kişisel antrenörüm teşisi koydu. Çok bilgisayar başında oturmuşum o yüzden kol kaslarımı bağlayan bişiyler kısamıymış neymiş. O yüzden ne hareket yapsam süper güçlü kol kaslarım devreye girip torso bölümündeki kaslara çalışma izni vermiyomuş. Bu bağlantıları uzatmak için devamlı esneme hareketleri yapmam gerekiyomuş. Bunun en iyi yolu da yogaymış meğersem. Kendisi yoga yapmam konusunda çok ısrarcı oldu. Ama bir taraftan delikanlılık, bunca yıldır yoga yapanlarla taşşak geçmiş olma durumu beni bir çıkmaza sürükledi. Yoga'ya başlamalımıydım? Soruyorum sana ne diyon?
Napıyım?

Yoga'ya başlıyım mı?


Wednesday, April 22, 2009

Her tarafım nasıl ağrıyo.


Burdaki halısaha kültürü biraz değişik bizimkinden. Halı saha kültürü derken illa oyunun halısahada oynanması şart değil. Biz çimde oynadık mesela. Ama bahsettiğim şey, kasap manav bi araya gelip kaleci sorunun rotasyonla çözüldüğü maçlar var ya işte o. Kaleci rotasyonunun evrensel olduğunu teyid etmek için dünyanın diğer uçlarındaki arkadaşların mesajlarını bekliyorum. Herkesin forvet olması durumu burda da varlığını sürdürmekte. Ben bile 2 gol atıım 3 gol kaçırdım lan var mı ötesi. Gelelim farklara. Bi kere 70 yaşında dede veya 12 yaşında çocuk da oynayabiliyor burda. Bir gerginlik olmuyor. Kimse bana pas ver lan diye üzerinde baskı kurmuyor. İstediğin kadar sıçabilirsin. Tabi bu hırs ve baskı eksikliği daha sakin bir futbola yol açıyor fakat herkes zevk alabiliyor.
Bi tane filistinli göbekli abim vardı. Ahmet. Karşı takımdan. Bi o hırslı. Zaten gol kralı oldu herif. Gözleri nası döndürüyo. Omuzlar tekmeler. Ona buna küfürler. Dedim türkiyede oyanayaydın sen,ahk ulan ahk.
Ha bi de maç 2 saatten fazla sürdü. Hiç durmadan oynadık hava 3 derece tabi durursan başlarsın titremeye. Sonuçta bir seneden fazladır böyle zulüm görmeyen vücudum iflas etti. Tek parça odun gibiyim şuan.

Saturday, April 11, 2009

Sonuçta onlar da bir insan

Farkındayım ki çok klişe konularda yazıyorum. Bunun nedeni kendimi bu konuları düşünmekten alamıyor olmam. Her sokağa çıktığımda gözlemliyorum, düşünüyorum adeta klişe tespit adamı oluyorum.
Tren istasyonunda küçük çaplı bir inşaat başlamış. Hani zemine beton dökülür içinden paslı demirler fırlar. Klasik bitmemiş inşaat görüntüsü geldi mi gözünün önüne. Bir uzun demirler var insan boyunda, bir de dize kadar gelen kısa demirler var. Kısa demirlerin her birinin başında kırmızı plastik başlıklar takılmış, özenle herbirine takılmış. Güvenlik önlemi. Uzun olanlarda yok, çünkü gerek yok. Kasti şekilde kendine zarar vermek istemezsen onlarla işin olmaz zaten. Ama bütün demirlere tek tek baktım ki bir tanesinde başlık yok. 20 kadar demir, bir tanesinde yok. "O başlıksız demirde doğayı gördüm, insanlığı gördüm, gerçeği gördüm" desem bana psikopat der mi elalem?

Sunday, April 5, 2009

AIK Stockholm 1 - Halmstad 0

Maça gittim. Burda ligin ikinci yarısı daha yeni açıldı malumunuz soğuk var.Saha zemini daha tam olarak düzelmemişti zaten. Bahar geleli şunun şurasında 1 hafta oldu. Råsunda stadium'un çevresinde, Stockholm'ün o düzenli, tertemiz çiçek gibi halinden eser yoktu. Etraf bira ve ızgara sosis kokuyordu. Herkes öküz gibi bağırıyor, yerler çöpten geçilmiyordu. Bir de kale arkası tribüne aldık biletleri. Çekirdek taraftarın olduğu tribün. İnanılmaz bi tezahürat. Ama gel gör ki, futbolun yerinde yeller esiyordu. Ayakta duramıyordu valla oyuncular. Bir tane zenci abim var sahada. O da tek bi çalım hareketi biliyor onu yapıyordu. 10 numarası var takımın aygır gibi bi çocuk. Zlatan'ı oynuyor şopar ama baya yeteneksiz yani. Ama tripler aynı. Devamlı yürümesi, pas istemesi, saçları v.s. 5 numarayı çok beğendim. İyi işler yaptı bugün. Ama en çok şaşırtan taraftar oldu. Maç boyunca hiç susmadılar.Bir de ritm ve nota konusunda çok başarılılar. Marşları ve ikili tezahüratları hep tutturdular. Sarhoş abiler küfür etti ayakta bile duramayan oyunculara. Herneyse maç 1-0 bitti herkes mutlu oldu. Telefonumun boktan kamerası ile maçın bitişini çektim, ses seviyesini ve o coşkuyu yansıtacağını düşünmüştüm, yansıtmamış ama gene de koydum.
Maçın gazı ile alışverişe gittim sonra. İnanmazsınız yaklaşık 80 ytllik et aldım. Kanlı dana biftekten, flask filé ye sosisten bacona, ciğer ezmesinden blodpuddingine. "Ben sende ete doydum."
Haa bir de opera dinlemeye başladım birden. Birden oldu. Çok korkuyorum, takarım ya birşeye 7-24 dinlerim, öyle olacak diye. Sanırım olacak.

Saturday, April 4, 2009

Thursday, April 2, 2009

anti-korsan yasası

Dün itibari ile artık bir şirket, sahibi olduğu eserin İsveç sınırları içinde internetten kanunsuz olarak paylaşıldığını tespit eder ve bunu mahkemeye kanıtlarsa, mahkeme eseri kanunsuz paylaşanların ip bilgilerini o şirkete verebilecek. Bu yasa dün geçti. Artık son kale düştü diyebilirmiyiz bilmiyorum ama, bir gol daha attılar diyebiliriz. İşin ilginç tarafı, çok ilginç değil aslında ama dün İsveç genelindeki total internet trafiği %33 oranında azalmış. Korkmuşlar gariplerim. Zaten ülkenin %80 i illegal download yapıyor. İnanılmaz bir oran.

Ama özgürlük kendine akacak bir çatlak her zaman bulacaktır. Şimdi piratebay bazı formüller geliştirmiş. Tam olarak bilgi sahibi olmadığım için yazmıcam. Ama asıl bahsedeceğim şey başka bir formül. Yine Amerika'da yaşayan bir isveçli tarafından geliştirilen OneSwarm isimli p2p paylaşım programı. Bu program bildiğin torrent paylaşımı. Ama bir fark var. Kendi arkadaş listeni oluşturuyorsun, arkadaşlarının başka arkadaşları oluyor,onların başka arkadaşları diye gidiyor. kimin neyi paylaştığı veya indirdiği bunların ip bilgileri bu arkadaş network içinde bir şekilde karartılıyor. Detaylı bilgiyi sitelerinden alabilirsiniz. Önümüzdeki günlerde burda ve bütün dünyada çok yaygınlaşacak gibi bu program.
http://oneswarm.cs.washington.edu/

Wednesday, April 1, 2009

Ingen reklam, tack


1 Nisan 2009 tarihli, metroda beleş dağıtılan gazetede gördüm. 115kr~23ytl